top of page


GÜÇLÜ GÖRÜNMEKTEN YORULANLARA: ZIRHI İNDİRMEK, KENDİ EVİNE GERİ DÖNMEK
Biri cezalandıran, diğeri eleştiren ve o odada bedenen var olup ruhsal olarak çoktan yok olan… Çocukken bu iki kutup arasında büyümenin ne demek olduğunu en ince sızısına kadar biliyorum. Çünkü bazı çocuklar çocukluğunu yaşarken bazı çocuklar ortamı okumayı öğrenir. Ses tonlarından bir şeylerin ters gittiğini anlar. Kapının nasıl kapandığından o gün evde havanın nasıl olduğunu bilir. Birinin yüzüne bakıp “Şimdi konuşsam mı, sussam mı?” diye düşünür. Birinin öfkesini üzerine ç
-
13 Eki8 dakikada okunur


AİLE İÇİ ROL DAĞILIMI: KİM, NEDEN BU ROLÜ ÜSTLENİYOR?
Aile dediğimiz şeyin içinde hepimizin bir yeri var. Kimi evin neşesidir, kimi sorun çıktığında herkesi sakinleştirir. Kimi daha çocuk yaşta büyümek zorunda kalır. Kimi hiç sorun çıkarmamayı öğrenir. Kimi herkesin derdini dinler ama kendi derdini anlatamaz. Kimi başarılı olarak ailenin gururu olur. Kimi ise aile içinde neredeyse görünmez hale gelir. Şimdi bunlardan neden bahsettim? Çocukken bunların hiçbirine ‘rol’ demeyiz. Biz sadece hayatı böyle yaşarız. Annem üzülmesin diye
-
24 Ağu7 dakikada okunur


ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİN GİRDİĞİ İLİŞKİLER: BAZEN TARTIŞTIĞIMIZ EŞİMİZ OLMUYOR…
İnsan sevdiği biri ile tartışınca ilk kimi arar? Annesini mi? Babasını mı? En yakın arkadaşını mı? Bir ilişki iki kişiyle başlar. Sonra ilk tartışma! Ve fark etmeden o ilişkinin içine üçüncü kişiler girmeye başlar. Anne… Baba… Kardeş… Arkadaş… Hatta bazen sosyal medya bile… Tartışma sonrası neden başkalarını ararız? Farkında olmadan tartıştığın an birilerini arayıp anlatmak, yardım istemek evet çok insani. Çünkü o an canın yanıyor, anlaşılmak istiyorsun. Haklı olup olmadığını
-
18 Ağu4 dakikada okunur


Sürekli Eksik Hissedenler: Sahip Oldukların mı Yetersiz, Yoksa İçindeki Boşluk mu Büyük?
Hep bir sonraki… İnsan neden hep bir sonrakine yetişmeye çalışıyor? Hayatıma baktığımda hep bir sonraki ne, bir sonrakine yetişmem gerek, e sonra ne olacak diye sora sora geçtiğini fark ediyorum şu sıralar. Çünkü bu, şu, o olursa işte o zaman eksik bir şey kalmayacak diyen yanıma katılıp onu alkışlıyorum ve bitmek bilmeyen, durmaksızın gidilen yola sürüklüyor beni. Biraz daha para… Biraz daha başarı… Biraz daha huzur… Biraz daha güven… Biraz daha sevgi… Ama hep bir şeyler eks
-
3 Ağu4 dakikada okunur


FEDAKARLIĞIN KARANLIK TARAFI: Başkalarını Kurtarmaya Çalışırken Sergilediğimiz Gizli Kibir
Herkesi iyileştirmeye, herkesin yarasını sarmaya, hayatındaki her söküğü dikmeye çalışırken ne kadar ‘iyi’, ne kadar ‘verici’ ve ne kadar fedakâr görünüyoruz, değil mi? Dünyanın yükünü omuzlarımıza alıp, başkalarının sorumluluklarını koşa koşa üstlenirken içten içe kendimizle gurur duyuyoruz. Peki, hiç durup bu aşırı fedakarlığın arkasındaki o gölgeye, o karanlık tarafa bakmaya cesaret ettik mi? Başkalarını sürekli kurtarmaya çalışmak, aslında çok zarif bir maske takmış gizli
-
13 Tem4 dakikada okunur


Kendini Görebildiğin Kadar Seversin: İnsan kendini sevmediği için mi körleşir yoksa göremediği için mi sevemez?
Bu soruyu cevaplamadan önce aklıma şu geliyor; görme eylemi öncelikle bir farkındalık süreci. Görebilmek önce fark edebilmekle başlıyor. Fark edemediğimiz onca şeyin arasında tabiki en başta kendimiz geliyoruz. Bunu söyleyince birçok ses ‘Hayır, ne münasebet, ben kendimi biliyorum!’ dediğinizi duyar gibiyim. Bunu diyen kişi sayısı bizim toplumumuzda çokça mevcut fakat bu dediğini yaşayan insan sayısının azınlıkta olduğunu düşünüyorum. Eğer ki gerçekten kendini bilseydin, huzu
-
7 Tem4 dakikada okunur
bottom of page
