AİLE İÇİ ROL DAĞILIMI: KİM, NEDEN BU ROLÜ ÜSTLENİYOR?
Aile dediğimiz şeyin içinde hepimizin bir yeri var. Kimi evin neşesidir, kimi sorun çıktığında herkesi sakinleştirir. Kimi daha çocuk yaşta büyümek zorunda kalır. Kimi hiç sorun çıkarmamayı öğrenir. Kimi herkesin derdini dinler ama kendi derdini anlatamaz. Kimi başarılı olarak ailenin gururu olur. Kimi ise aile içinde neredeyse görünmez hale gelir. Şimdi bunlardan neden bahsettim?
Çocukken bunların hiçbirine ‘rol’ demeyiz. Biz sadece hayatı böyle yaşarız. Annem üzülmesin diye susarız. Babam sinirlenmesin diye odadan çıkarız. Kardeşimiz kavga etmesin diye araya gireriz. Evde birileri birine bağırırken ortamı sakinleştirmeye çalışırız. Bazen de tam tersine ‘Nasıl olsa kimse beni görmüyor?’ deyip kendi dünyamıza çekiliriz. Ve çocuk zihni bütün bunlardan kendisine bir görev çıkarır:
‘Ben böyle olursam bu aile daha iyi olur.’
İşte aile içindeki roller çoğu zaman böyle oluşuyor. Kimse bize resmi olarak ‘Sen arabulucu olacaksın.’ Demiyor. Ama biz bir şekilde bunu öğreniyoruz. İşin ilginç tarafı da şu; çocuklukta bizi koruyan bazı roller yetişkinlikte bizi yoran hale geliyor. Çünkü çocukken işe yarayan bir davranış, yetişkin olduğumuzda artık ihtiyacımız olmayan bir savunmaya dönüşüyor. Bunu fark etmek ise biliyorum kolay değil. Çünkü insan çoğu zaman rolünü karakteri zannediyor.
‘Ben zaten böyleyim.’
Belki de değilsin.
Belki sadece yıllarca böyle olmak zorunda kaldın.
Aile Sistemlerinde Roller Nasıl Oluşur?
Aileyi birbirinden bağımsız fakat aynı yerde bir olarak yaşayan bireyler olarak düşünmek bana hiçbir zaman yeterli gelmedi. Çünkü ailede bir kişinin yaşadığı değişim, diğerlerini de etkiler. Bir kişi öfkelendiğinde herkesin davranışı değişebilir, bir kişi sustuğunda evin atmosferi değişebilir. Bir kişi hastalandığında bütün aile düzeni yeniden şekillenebilir. Bir kişi sorumluluk aldığında diğerleri sorumluluk almamaya başlayabilir. Yani aile bir sistemdir. Ve sistem kendi dengesini daima korumaya çalışır.
Çocuk da bu sistemin içinde kendisine bir yer bulur. Bazen o yer kendiliğinden oluşur bazen de ihtiyaçtan doğar. Bazı zamanlarsa çocuğun kendi varlığını güvence altına almak için geliştirdiği bir uyum biçimidir. Mesela evde sürekli bir kavga varsa çocuk arabulucu rolünü üstlenebilir. Çünkü belki de bilinçdışı olarak şunu öğrenmiştir: ‘İnsanları sakin tutarsam güvendeyim.’
Evde herkes çocuktan başarı bekliyorsa çocuk kahraman rolünü alabilir: ‘Başarılı olursam değerliyim.’
Aile içinde duygulara yer yoksa çocuk görünmez olmayı öğrenebilir: ‘Fark edilmezsem sorun çıkmaz.’
Çocuk bunları düşünerek yapmaz. Çocuk hayatta kalmak, ait olmak ve sevilmek için öğrenir. Ve bu cümleyi yazarken aslolanın kendimize biraz daha şefkatli bakmamız gerektiğini düşünüyorum bir yandan. Çünkü bugün birçok değiştirmek istediğimiz davranış, bir zamanlar bizi korumaya çalışmış olabilir.
Yaygın Olan Aile Rolleri: Kahraman, Arabulucu, Görünmez Çocuk
Arabulucu
Evde herkesin arasını bulmaya çalışan çocuk…
Annesiyle babası kavga ettiğinde araya giren…
Kardeşleri arasındaki problemi çözen…
Herkesin duygusunu anlamaya çalışan…
Belki bugün de aynı kişi.
Arkadaşlarının sorunlarını dinliyor, ilişkilerinde karşı tarafın ne hissettiğini kendi hislerinden önce düşünüyor. Tartışma olduğunda hemen ortamı düzeltmeye çalışıyor. Bunları yaparken kendi içinde fark etmediği şu inancı taşıyor olabilir: ‘Herkes iyi olursa ben de güvende olurum.’
Peki ya herkesin iyi olması senin sorumluluğun değilse?
Kahraman
Ailenin gurur olan çocuk…
Başarılı olan, sorun çıkarmayan…
Kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atan…
Belki de küçük yaşta ‘olgun’ olmak zorunda olan.
Bugün çok güçlü görünüyor olabilir. Herkes güveniyor, her şeyi hallediyor olabilir. Kimseye yük olmuyor. Ama geceleri kendi kendine şu soruyu soruyor olabilir: ‘Beni kim ne zaman görecek, biri de bana sorar mı bir gün acaba, neye ihtiyacın var diye?’
Çünkü sürekli güçlü olmak rolünü üstlenmiştir. Ve insan bazen güçlü görünürken içeride yorulmuş olabilir.
Görünmez Çocuk
Bir başka çocuk ise tam tersine geri çekilir. Çok şey istemez. Sorun çıkarmaz. Kendi odasında kalır. Ne denirse yapar. Duygularını anlatmaz. Belki aile içinde ‘ne kadar uslu’ diye söylenir. Fakat bu usluluk, görünmezliğin başka bir biçimidir. Bugün bu kişi ilişkilerinde ihtiyaçlarını söylemekte zorlanabilir.
‘Boş ver.’
‘Önemli değil.’
‘Ben hallederim.’
‘Sen nasıl istersen.’
…
Sonra bir gün içinde biriken her şey öfkeye dönüşebilir. Çünkü insanın sürekli görünmez olması, bir noktadan sonra kendisine bile görünmez gelmesine neden olabilir.
Üstlenilen Roller Yetişkinlikte Nasıl Etkiler Bırakır?
İşte benim bu konuyu en önemli bulduğum yer burası. Çünkü çocuklukta kalmıyoruz, o çocuğu daima yanımızda taşıyor ve onu yaşıyoruz.
O evden çıkıyoruz, büyüyoruz, başka bir ev kuruyoruz. Başka insanlarla ilişki kuruyoruz. Fakat bunları yaşarken çocukken öğrendiğimiz rollerle yapıyoruz. Ve fark etmeden ailemizin kurallarını kendi hayatımızda uygulamaya devam ediyoruz. Mesela çocukken herkesi memnun etmek zorunda kalan biri, yetişkinlikte ‘hayır’ demekte zorlanabilir. Herkesi sakinleştiren biri, kendi öfkesini tanımakta zorlanabilir. Kahraman olan biri yardım istemeyi zayıflık olarak görebilir. Görünmez olan biri ihtiyaçlarını ifade etmekten utanabilir. Erken yaşta ebeveynleşen biri, ilişkilerinde sürekli veren taraf olabilir.
Sonra bu döngünün içinde yaşarken, tekrarlanan negatif olaylardan sonra akla şu soru gelir: ‘Ben neden hep aynı kişileri hayatıma çekiyorum?’
Belki mesele hayatına çektiğin insanlar değildir sadece. Belki sen ilişkide hangi role geçeceğini çok iyi biliyorsundur. Bu rolü oynamayı sen seçmişsindir. Ve karşındaki insan da farkında bile olmadan o rolü tamamlıyordur. Bu ağır bir farkındalık olabilir. Çünkü insan başkasını suçlamaktan çıkıp kendine bakmak zorunda kalır. Ama ben bunu suçlulukla değil, merakla yapmayı tercih ediyorum. ‘Bende ne sorun var?’ değil… ‘Ben bunu nerede öğrendim?’ diye sorabilmek. Davranışının kökünü bulduğunda, kendine kızmak yerine kendini anlamaya başlarsın. Tabi kabul ile…
Sağlıksız Rol Dağılımını Fark Etmek ve Değiştirmek
Değişimin ilk adımı rolünü bırakmak değil. Önce o rolü fark etmek. Kendine dürüstçe bakmak.
Bir tartışma olduğunda hemen arabulucu oluyor musun?
Herkesin duygusunu kendi duygundan önce mi düşünüyorsun?
Yardım istemek sana zor mu geliyor?
Birinin senden memnun olmaması sende yoğun bir huzursuzluk yaratıyor mu?
Hayır dediğinde suçlu hissediyor musun?
Bir ilişkide sürekli veren, toplayan, anlayan taraf mısın?
Kendi ihtiyacını söylediğinde bencil olmaktan mı korkuyorsun?
Ya da tam tersine, incindiğinde tamamen içine kapanıp kimseye ulaşmamak mı daha güvenli geliyor sana?
Bunların hiçbiri seni ‘sorunlu’ yapmaz. Bunlar senin hikayenin ipuçları sadece. Aslında insanın hayatında değiştirmek istediği şey, yıllardır kendisini korumak için kullandığı şey. Bu yüzden kendimize şu soruyu sormayı ihmal etmeyelim:
‘Ben bugün hala çocukken üstlendiğim bir görevi yerine getirmeye mi çalışıyorum?’
Belki hala herkesi mutlu etmeye çalışıyorsun.
Belki hala kendini güçlü olmak zorunda hissediyorsun.
Belki hala kimseye yük olmamaya çalışıyorsun.
Belki hala evin huzurundan kendini sorumlu tutuyorsun.
Ama artık çocuk değilsin. Bugün kendi hayatının içindesin. Belki de artık sana ait olmayan bazı görevleri geride bırakmanın zamanı geldi.
Peki Rolü Bırakırsam Ben Kim Olacağım?
Korkutucu bir yanı var bu durumun. Çünkü insan rolünden o kadar süre kimlik yaratıyor ki onu bıraktığında kendisi olmaktan korkuyor.
Ben herkesi düşünmezsem kötü biri olurum. Ben güçlü olmazsam kimse bana güvenmez. Ben susmazsam kavga çıkar. Ben başarılı olmazsam değerim kalmaz. Ben herkesi toplamazsam her şey dağılır… gibi gibi. Bir çok cümle zihinden geçer gider. Gider diyorum çünkü gerçeğin değillerdir. Bu noktada yapmamız gereken ayrım şu; bir şeyi yapıyor olmak, o şeyi yapmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez.
Sen anlayışlı olabilirsin ama herkesin yükünü taşımak zorunda değilsin.
Sen güçlü olabilirsin ama bazen de yorgunum diyerek kendini dinlendirebilirsin.
Aile olan sen değilsin, sen ailenin bir parçasısın. kendimize ait olmayan yükleri fark etmek de yetişkin olmanın rolü. O yükleri sevgiyle bırakabilmek de bu rolün en yetkin özelliği.
Aile içindeki rollere bakarken artık kendime ‘Kim ne yapıyor?’ diye sorup dikkat kesilmektense, ‘Bu kişi bunu neden yapmak zorunda hissetti?’ dediğim yerden merak ediyorum. Çünkü her davranışın altında bir ihtiyaç yatıyor.
Arabulucunun altında güven ihtiyacı,
Kahramanın altında değer görme ihtiyacı,
Görünmez çocuğun altında korunma ihtiyacı. Her birinin altında bir hikaye var. O hikayeyi anlamadan sadece davranışı değiştirmeye çalışmak bazen yetmiyor. Kökü tanımadan dalı budamak o ağacı meyvesiz bırakır. O yüzden de davranışın altındaki ihtiyacı görmemek de bunun gibidir, görmedikçe aynı davranış başka bir biçimde tekrar ortaya çıkıyor.
Belki bugün hayatında değiştirmek istediğin bir şey var.
İlişkilerin,
Sınırların,
Öfken,
Hayır diyememen,
Sürekli sorumluluk alman,
Yalnız kalma korkun,
Herkesi memnun etme ihtiyacın,
Terk edilme korkun,
Kendini sürekli geri plana atman…
Bunlara bugünün hayatından bakıyorsun ve suçlamalar, sorumluluklar bölünüyor. O yüzden benim tavsiyem bu noktada biraz daha geriye bakabilme cesaretini gösterebilmemiz. Yani ‘Ben bunu ilk ne zaman öğrendim?’
Çünkü yetişkinlikte yaşadığımız bir problem yetişkinlikte başlamamıştır. Bunu fark etmek kendimizi suçlamak için değil, ilk kez kendimize gerçekten yardımcı olabilmek için önemlidir.
Geçmişimizi değiştiremeyiz ama geçmişte öğrendiğimiz rolü bugün hala oynamaya devam edip etmeyeceğimize karar verebiliriz. Ve gerçek özgürlük tam burada başlar.
Ailenin sana verdiği rolü reddetmekte değil, artık o role mecbur olmadığını fark etmek.
İnsan ailesinden fiziken ayrıldığında o rolden çıkmaz, yıllardır taşıdığı o rolü bıraktığında ailesinden ayrışır. Sen artık senden beklenen kişi olmak zorunda değilsindir, sen kim olduğunu keşfetmeye başlayan birisindir.
Danışmanlık bu noktada bence anlam kazanıyor; birine ‘sen arabuluşun, sen kahramansın, sen görünmez çocuksun’ demek için değil, bundan bahsetmiyorum. Kişinin kendi hikayesine dışarıdan bir gözle birlikte bakabilmesini, yıllardır otomatik olarak sürdürdüğü davranışların köklerini fark edebilmesini ve ‘Ben artık nasıl yaşamak istiyorum?’ sorusuna kendi cevabını verebilmesini desteklemek için.
Çünkü bazen insanın ihtiyacı kendisine yeni bir kişilik öğretmek değildir, kendisinden yıllardır uzak tuttuğu kişiyi yeniden tanımaktır.
Merve Arslan
Aile Danışmanı & Eğitmen

Seans Odası Notu
Psikolojik Danışman M. Furkan Kıroğlu Değerlendiriyor:
Aile içi rolleri dere yatağına benzetirim. Zamanın birinde bakım verenimiz bir dal parçası ile ufak bir çizik atmıştır. O karakter özelliği zamanla aile dinamiğinin de etkisiyle şiddetli bir akarsu haline gelir. Kişi benzer partner seçimleri yapar, krizlere benzer şekilde müdahale eder ve kendi ihtiyaçlarını benzer şekilde ihmal eder. Aile içi rol size bilinçli şekilde verilmez. Ebeveynlerden birinin sorumluluk ihmali, sizin aile içinde aidiyet hissetmek istemeniz veya anne-babanın boşanması gibi birçok faktör etkili olmuş olabilir. Burada öncelik rolümüzü fark etmek ve bu rolün günümüzdeki etkilerini kendi yaşamımıza olan faydası veya zararını fark edebilmek olmalıdır. Arabulucu rolü adalet ister, kaosu sevmez ve kendinden ödün verircesine orta yolu bulmak ister. Kahramanın hata yapmaya hakkı yoktur. Mükemmellik ister. Bir işte hata yaptığında eleştirel sesi onu bırakmaz. Görünmez çocuk adı üstünde görünmezdir. Sorun çıkmaması adına kendi istek ve ihtiyaçlarını görmezden gelir. Varlığım insanlara zarar veriyor bu sebeple sessiz kalmalıyım gibi düşüncelere sahiptir. Akrabaların “Ne kadar sessiz bir çocuk maşallah” dedikleri o çocuk bu çocuktur.
Aile içi rol kimliğiniz değildir. Sosyal yaşamınızı etkileyen ancak değişme ihtimalinin de olduğu bir karakter özelliğidir. Çünkü biz istersek dereyi ıslah edebiliriz, yönünü değiştirebiliriz veya baraj yapabiliriz. Değerli olan biz bu aile rolünü nasıl kullanıyoruz? Kendimizi ihmal etmeye devam ediyor muyuz? Partner seçimlerimiz hala benzerlik mi içeriyor? Kriz anlarında tekrar eden tepkiler mi veriyoruz? Bu soruları ışığında ailedeki rolümüzü fark edip bilinçli kararlar ve seçimler yapabildiğimiz bir hayat olması temennisiyle..
M. Furkan KIROĞLU
Psikolojik Danışman/Aile Danışmanı


Yorumlar