GEÇMİŞİN MİRASI İÇİNDEKİ ÇOCUĞA BUGÜNÜN BİLİNCİYLE EŞLİK ETMEK
- 15 Haz
- 3 dakikada okunur
Çocukluk geride kalır fakat kalıpları kalmaz. Birçoğumuz gibi ben de çocukluğun geride kaldığını düşünüyorum fakat bazı anlar oluyor ki bu düşüncemde yanılıyorum. Takvimde saklı olan bir anı defteri değil çocukluk, bugünün içindeki davranış kalıplarımızda yaşıyor hala.
Mesela o davranış kalıpları bugün; bir ilişkide terk edilmekten korkmaksa ya da terk edilme korkumuzu bastırmaksa, hayır demekte zorlanmaksa, sürekli dışarıdan onay aramaksa, haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde öfkemizi kontrol edemeyişimizse, herkesi memnun etmeye çalışmaksa... Bunlar bugüne ait davranış kalıpları olmayabilir. Belki bunlar çocukluk kalıplarının yansımaları olan davranışlarımız. Çocukluk geçer de, çocukken alınan kararlar geçmez bazen.
Bir çocuk kendi başına karar alamaz gibi geliyor insana. Fakat çocuklar davranışları ya da duyguları yetişkinler gibi yorumlamıyorlar. Ki zaten duyguları bilmiyor daha çocuk. Mesela bir çocuk annesi meşgul olup onunla ilgilenemediğinde, annemin işi var demez, demek ki yeterince iyi değilim der. Babası öfkesini kontrol edemediğinde, babam zor bir dönemden geçiyor demez, demek ki hata yaparsam sevilmem der. Sonra bu düşüncelerle alınan kararlar kurallara dönüşür kişinin hayatında.
- Her zaman güçlü olmalıyım.
- Kimseye yük olmamalıyım.
- Yardım istememeliyim.
- Herkesi memnun etmeliyim.
- Terk edilmemek için uyum sağlamalıyım.
- Değerli olmak için en yüksek başarıyı göstermeliyim.
…
Yetişkinlikte yaşanan birçok zorlu süreç bu kuralların yansımaları.
İçimdeki o büyüyemeyen, şefkate ihtiyaç duyan çocuk nereden, ne konuşuyor, ne anlatmak istiyor olabilir ki bana? Onu anlamanın yolunu ararken bugünümü gözlemliyorum.
Soruyorum kendime;
- Birisi beni eleştirdiğinde neden bu kadar sarsılıyorum?
- Birisi hayatımdan gittiğinde neden bu kadar değersiz hissediyorum?
- Neden çok fazla açıklama yapma ihtiyacı hissediyorum?
- Neden yardım istemekte zorlanıyorum?
- Neden öfkelendiğimde kendimi suçlu hissediyorum?
- Neden hep uyumlu olmam gerektiğini düşünüyorum?
- Neden birilerini önceliklendirip onu memnun etmeye çalışıyorum?
- Neden hayır dediğimde suçlu hissediyorum?
Bu soruların çoğu geçmişte saklı. O çocuk kendini duyurmaya çalışıyor. Bu soruların ardında onun sesi var, onun sesindeki tını, onun sesinde taşıdığı, söylenmemiş sözler bırakılamayan yükler var.
Geçmişi değiştirmeye çalıştıkça bu soruların cevapları da çıkmıyor ortaya. Dönüşmek için geçmişi silmeye çalışıyoruz. Halbuki dönüşmek demek geçmişi silmek demek değildir. Onu yok saymak demek değildir. Dönüşüm geçmişte yalnız kalan o parçanın bugün yalnız olmadığını hissetmesidir.
Bugün korktuğunda, sarsıldığında, kızdığında şefkat gösterebiliyorsan kendine…
Sınır koyabiliyorsan…
İhtiyaçlarını dile getirebiliyorsan…
Hata yaptığında en başta insan oluşunu görüp kendini aşağılamıyorsan….
O çocuğu yeni bir deneyim yaşatıyorsun aslında. Çocukluk yaraları bilgi ile değil deneyim ile iyileşir.
O çocuk benden mükemmel olmamı beklemiyor, istemiyor. Daha güçlü olmamı, daha çok uyumlanmamı, daha başarılı olmamı da istemiyor. Onun tek istediği bence
‘- Beni bu sefer yalnız bırakma.’
Şifanın ve iyileşmenin tam da başladığı nokta burası belki de. Geçmişi değiştirememekle barışmak.
Geçmişin bugünü yönetmesine izin vermemek. Çocukluk bizim suçumuz değildi. Fakat şu an yetişkin oluşumuz bizim sorumluluğumuzda. Yetişkin bir birey olarak, o çocuğa ebeveynlik yapmayı öğrenmek bizim sorumluluğumuzda.
İçimizdeki çocuğu iyileştirmek geçmişe dönmek değil, geçmişin defterlerini açıp hesap kitapla uğraşmak değil.
Bugün kendine yeni bir ebeveyn olabilmek..
Kendine öyle bir ebeveyn ol ki o çocuk yalnız geçirdiği tüm zamanları unutsun. Yaşamın içindeki nefes alışının muhteşem ahengini tüm hücrelerinde hissetmen dileğiyle.
Merve ARSLAN
Aile Danışmanı&Eğitmen

Seans Odası Notu
Psikolojik Danışman M. Furkan Kıroğlu Değerlendiriyor:
Psikolojide birçok terapi ekolü geçmiş ve çocukluk yaşantılarını görmezden gelmez. Çocuklukta yaşanılan olaylara kişiler belli anlamlar yüklerler ve bu anlamlar doğrultusunda yaşamlarını idame ettirmeye çalışırlar. Bugünü anlamak için geçmişe gitmemizin altında bu yatar. İçimizdeki çocuğu anlamak bugünü aydınlatmaktır diyebiliriz aslında. Kaygı bozuklukları, bağımlılık, yetersizlik ve değersizlik temel inançları gibi insana dair birçok psikolojik kavramın çocuklukla ilişkili olduğunu gözlemleriz. Geçmiş, şimdi ve gelecek düzleminde iyileşmenin başlayacağı yer şefkate ve güvene ihtiyaç duyan o çocukta başlar. Bugün kendi zararımıza aldığımız her kararın arkasında içimizdeki çocuğa göstermediğimiz şefkatle ilgili bir şeyler buluruz. Peki, biz hala o çocuğu ötekileştirmeye devam mı ediyoruz? Peki, biz hala kendimizi yok sayıp o çocuğa birileri sevgi-ilgi göstersin diye kendimizden ödün mü veriyoruz? Bunu anlamak için aşırılıklara bakabilirsiniz; her zaman güçlü görünme, aşırı boyun eğme, herkesi memnun etme ve daha nicesi. Uç ve aşırılığın olduğu yerde ihmal edilmiş bir çocuk çıkması an meselesidir. Şimdi kendimize soralım: Biz bu örüntüyü devam mı ettireceğiz? Yoksa bunu değiştiriyor muyuz?
M. Furkan KIROĞLU
Psikolojik Danışman




Yorumlar